Abit Gürses: Bir suikast, Bir cenaze...

Bir suikast, Bir cenaze...

Dünden önemli iki fark var o da şudur: Birincisi Irak anayasasına göre kurulmuş bulunan Irak Kurdistanı var. İkinisi dün batı, ABD, doğu, Rusya Kürde vuranlardan yana idi, bugün de öyle olmakla beraber bazen KÜRDE VURMAYIN, veya daha az vurun diyecek duruma gelmiş bulunuyor.

Abit Gürses

08.01.2020, Çar | 23:17

Bir suikast, Bir cenaze...
Makaleyi Paylaş

Kasım Suleymani'ye ait olduğu söylenen, (içinde ceset olup olmadığı meçhul) tabut birkaç gündür şehir şehir dolaştırılarak anti-Amerikancılık adına İran'lı kitleler yığınlar, dünyanın en kanlı ve karanlık rejimi tarafından mobilize ediliyor!

Belgesel filmlerde gördüğümüz Hitler hayranı kitle gösterileriyle çok ortak özellikleri var bu İran’dan gelen görüntülerin.

İzdihamdan dolayı onlarca kişi biri birini ezerek öldürmüş!

Kimin için? Ne için?

Iran içinde ve dışında, özellikle Kürtler başta olmak üzere bir çok millete ve devlete karşı düşmanca yıkıcı faaliyetler yürüten "Kudüs ordusu"nun başı için!

İmparatorluk devamı olan Iran devleti ve halkının bir bölümünün gözlerini fanatik İslami ideoloji ve batı düşmanlığı kör etmiş durumda.

Sen Iran İslam Cumhuriyeti adına Hindistan'dan, Umman'a, Irak'tan, Yemen'e kadar bir sürü ülkede babanın mülkü, babanın köyü imiş gibi, her türlü açık gizli dolabı çevireceksin, elini Kürt ve diğer halkların kanına bulayacaksın, bütün dünyada, özellikle Irak, Suriye, Lübnan ve diğer ülkelerde Amerika'nın tekerine çomak sokacaksın, fazlasıyla hak ettiğin cezanı bulunca, Cumhurbaşkanından generaline, kızından, karısına salya sümük ağlayıp mazlum rolü oynayacaksın!

Peki Iran halkı hiç kendisine soruyor mu?

İran’ın neden Kudüs ordusu adı altında bir ordusu var?

Bu Kudüs ordusu ne iş yapar?

Bizim Kudüs'le ne alıp veremediğimiz var?

Bizim Afganistan, Belucistan, Kurdistan, Irak, Suriye, Türkiye, Lübnan, Filistin, Mısır, Suudi, Körfez devletleri, Yemen, Libya ve diger ülkelerde ne işimiz var?

Kıbrıs'ta, Türkiye'de, Viyana'da, Berlin'de, Paris'te neden Kürt liderlerini, muhalifleri öldürüyoruz?

Neden her gün bir kaç Kürdü idam ediyoruz?

Neden Irak'ı, Irak Kurdistanı'nı, Suriye'yi Suriye Kurdistanı'nı, Yemen'i, Lübnan'ı ve benzeri ülkeleri yönetmeye kalkıyoruz?

Iran devleti bu işler için ne kadar para harcıyor?

Petrol geliriyle dünyanın en zengin devletlerinden biri olması gereken Iran halkı ekonomik olarak neden perişan?

Velhasıl Fars şovenizminin ortaçağ gericiliği ve Şia İslam ile bulanmış hali, yani Iran rejimi ve onu destekleyen kafaya sahip milyonların refleksleri bana, İNSANLIK NEREYE GİDİYOR sorusunu sordurtuyor.

Ayrıca Suleymani cenazesi ve taziyesi konusunda Kürt Hükümet yetkilileri ile siyasilerin açıklamaları maalesef pek beğenilecek, övünülecek içeriklere sahip değiller.

Elbette kimse sorumluluk düzeyindeki siyasilerden ve makamlardan cenazeye hakaret etmelerini beklemez ama bu katilin sırf Kerkük'te, Pırdê'de, Koyê'deki saldırılarını ve elini ayağını Kürt partilerinin içine sokarak yaptığı tahribatları, tehditleri unutarak da başsağlığı verilemez!

Iran hem Kurdistan'ın 2. Büyük parçasının işgalcisi, hem komşumuz, hem Suleymani'nin dediği gibi "akrabamız" hem de ezelden beri olmasa da son 500 yıllık düşmanımızdır.

Dolayısıyla Kürt siyasetinin İran'la ilişkilerini belirleyecek özellikler bunlardır. İran'la ilişkiler kolay bir iş midir?

Hayır çok zordur.

Nasıl ki ölümsüz önder Mustafa Barzani hem İran’a (Şah'a) karşı savaştıysa 1946/47,

hem İran’dan yardım alıp Irak'ta 11 Mart 1970 Otonomi Anlaşmasını başardıysa,

hem Irak/Iran anlaşması sonucu 1975'te yenildiyse ve hem de İran’da mülteci olmak zorunda kaldıysa 1975/79...

Bu gün de Kürtlerin İran’la ilişkileri yukarıda sıraladığımız biri birine zıt noktalara gidebilir. Bundan dolayı temkinli olunması anlaşılır bir durumdur. Tabi temkinli olma bir şeye yarıyorsa.

Ancak bu gün 1946/47 değil.

Bu gün 1975 değil.

Dün Kürtleri ve Kürt hareketlerini bu ilişkilere mecbur eden bölgesel ve uluslararası koşullar temelde değişmiş değil ama dünden önemli iki fark var o da şudur: Birincisi Irak  anayasasına göre kurulmuş bulunan Irak Kurdistanı var. İkinisi dün batı, ABD, doğu, Rusya Kürde vuranlardan yana idi, bugün de öyle olmakla beraber bazen KÜRDE VURMAYIN, veya daha az vurun diyecek duruma gelmiş bulunuyor. Dolayısıyla Kürtlerin hatırı için olmasa da, Amerika'nın işlerini bozduğu için Suleymani ve şürekasını cezalandırmaları Kürtlere de yaramış oluyor...

Bence bu olay birkaç konuyu netleştirdi.

1- ABD İran’la şaka yapmıyor.

2- ABD Ortadoğu ve dolayısıyla Kurdistanı en azından yakın vadede İran’ın insafına terk etmeyecek.

3-Iran yanlısı Kürtlere, YNK'nin bir kesimi ve özellikle PKK'nın Qendil kadrosuna hiza mesafe alın diyor. Bu Suriye Kurdistanı’ndaki PKK'ya yakın güçler için de geçerlidir.

4- Erdoğan Türkiye’sine de uslu dur (Trump Suleymani'yi vurduktan sonra yaptığı telefon görüşmesinde Libya'yı karıştırma) diyor.

5-Irak, Lübnan, Suriye, Yemen ve diğer ülkelerdeki Iran işbirlikçilerini uyarıyor.

6-Islami ideoloji ve batı karşıtlığıyla körleşmiş yığınların bu rejimler etrafında kenetlenmesine yol açıyor.

7-Iran rejimine karşı mücadele verenler ve bu devletin tehditlerini his edenlere cesaret veriyor.

8-Kürdistanı işgali altında bulunduran devletler, toplumlar ve bunların siyasi yapılarının Amerika düşmanlıkları "anti-emperyalistlikleri" sadece ideolojik ve siyasi duruşlarının dogal sonuçlarından degil, Kürt düşmanlığından da beslendiğini gösteriyor.

9- Orta doğuda kartlar yeniden karılıyor.

10- Her devlet ve toplumdan daha çok Kürtler bu olaydan ve sonuçlarından etkilenecek konumdadır. Özellikle de Güney ve Güneybatı Kurdistan.

Iran ve bölge devletlerinin Kürt düşmanlıklarına karşı olmak, Amerika'yı kurtarıcı, dengesiz Trump'ı mehdi olarak görmeye dünden razı herkesten çok Kürt olduğunu zan edenlerle aynı düşünmek anlamına mı gelir?

Hayır!

Bölge devletleri başımızı kırıyor, onlara karşı direnmeye, onlara baş eğmemeye gayret ediyoruz ama biz onların başını kıramıyoruz. Başka bir güç, bu olayda oldugu gibi Amerika onların başlarını kırdıklarında, Irak olayında Saddam’ın başı kırıldığında seviniyoruz.

Bu duruşun, bu duygunun emperyalizmle, sömürgecilikle, demokrasiyle, insan haklarıyla, ulusal kurtuluş mücadelesi ve perspektifleriyle doğrudan bir alâkası yoktur!

Yüzyıllardır başımızı kıran birilerinin, on(lar)dan daha güçlü birileri tarafından başının/başlarının kırılması, Kürtleri sevindiriyor. Kürtlerin hoşuna gidiyor.

Kürtler sevinmesin mi?

Onun için K. Suleymani'nin öldürülmesi, onun cenazesine giden, taziyesine giden, mesaj yazıp taziye veren Kürtler başta olmak üzere bütün Kürtleri (timsah gözyaşı dökenler de) sevindiriyor! İşte Iran, Türkiye, Irak, Suriye solları ile diğer solcuların Kürtlerin bu doğal refleksini kavraması, anlaması ve Kürtlerin yanında durması gerekiyor. Saddamların, Kasım Suleymanilerin yanında değil. Ama yeminli Kürt düşmanları hep Saddamların, K. Suleymanilerin yanında durdular ve durmaya devam ediyorlar.

Sanki Trump yönetimi okyanusa bir taş attı. Bu taşın yaratacağı dalgaların sonuçları tufan da olabilir, dalgalar kırılıp dinebilir de. Devletler arası siyasi bir suikastın sonuçları ve etkileri bu kadar olur mu demeyin, 1. Dünya savaşının çıkmasına bir prense yapılan suikast bahane olmuştu.

Tabi ben KCK adına yapılan açıklamada olduğu gibi bu olaya 3. Dünya harbi başlangıcı olarak bakmıyorum. Amerika, Iran ve dünyaya akıl verip "demokratik toplum, demokratik ulus" tezleriyle Ortadoğu ve dünyayı kurtarmayı önermiyorum. Mazlum milletimizin bu hay û hengâme içinde onun bunun hesabına heder olmamasını diliyorum...

Bu makale toplam: 8732 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:14:19:28
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x